Sanat nedir?
news.anet.com.tr, muzik.rock grubundaki bir dizi mesaj….
———————————————————
“my god… my god… why have you forgotten me…”
bir kult film..
muzik-sinema tarihinde bence bir kilometre tasi..
bir kusagin neredeyse birkac simgesinden biri (hair, vd)
hani nerede o hippilik donemlerimiz dedirten..
73 yilinin teknolojik olanaklariyla yapilmis olmasina ragmen muhtesem
bir rock-opera…
KACIRMAYIN derim
bu aksam 25.07.2006 sali saat 22.00
CNBC-e ‘de
———————————————–
+ bir hoşgörü klasiği. Hz Muhammed ile ilgili böyle bir film 3000 yıl sonra
çekilebilir mi acaba?
————————————————-
ya abi ikidir sen bi görüş bildirsen ben aynı soruyu soruyorum da, hakketen
merak ettim sen izledin mi hiç Jesus Crist Superstar’ı ?
bu arada, 3000 yıl değil yaklaşık 600 yıl olacak.
——————————————————
İzlemedim sadece fragmanını seyrettim. Dalga geçiyorlar gibi gelmedi
aslında. Ama zaten dalga geçmeseler bile konumuz bu değil.
Ayrıca ben günümüzden 3000 yıl sonra böyle bir film çekilebilir mi diye
şeyetmiştim.
Anlaşamıyoruz biz senle nedense. (Birbirimizi hep yanlış anlıyoruz demek
istiyorum Bunu da yanlış anlama)
———————————————————–
……
————————————————————-
Öncelikle Sanat kelimesi neyi ifade ediyor bunu anlamak lazım.
Şahsi kanaatim Sanat kelimesinin dile getirilişinden ziyade içerdiği anlamın
aslında ifade etmesi gerektiği şekli ile hiç alakası kalmayacak bir düzeyde
çarpıtılmış olduğudur.
Bu tartışmanın bir sonu olamaz zira artık herkes benim dediğim doğrudur
mantığına körcesine batmış durumda. Ben yanlış düşünüyor olabilirim ve bu
işi bir bilene bırakalım demek insanlara neden bu kadar zor geliyor
bilemiyorum. Bu yüzden ilgili ilgisiz her konu ile alakalı ne kadar cahil
insan varsa ortalıkta ahkam keser duruma geldiler. En büyük örnek ise Savaş
Ay ve benzeri kukla oynatıcıların hazırladıkları programlar örnek
verilebilir. Adam cahil-i cühelanın bir biri ile tartışmasını, hiç bir sonu
olmayan hiç bir değer kazandırmayan bir laf savaşını nasıl zevk ve keyifle
yönetiyor gerçekten bu ustalığından dolayı ekndisini tebrik ediyorum.
Neyse laf dağıldı biraz toparlayalım.
Aşağıda yazdıklarım şahsi fikrim olup yanlış düşünüyor da olabilirim.
Sanat Nedir?
Sanat bence zaman içerisinde insanların düşünce dünyasında farklı
yaklaşımlar ve anlayışlar oluşmasına vesile olacak bir farklıcalığın ortaya
konulmasıdır. Kişinin benliğinde kendi varlığını anlama gayreti içinde
ortaya koyduğu bir eserdir. Eğer ortada bir eser varsa onu ortaya çıkartan
kişiye sanatkar denir. Ve sanat eseri zamanla değerini kaybetmez tam aksine
değeri artar. Bunun en büyük nedeni ve sebebi o eserin en başta sanatçının
kendisinde ve diğer insanların düşünce dünyasında uyandırdığı farklı duygu,
his ve anlayışlara bir kaynak oluşturmasıdır.
Yukarıda yazdığım nedenden dolayı bir Mimar Sinan eseri, bir Da Vinci resmi,
bir Mozart senfonisi birer eserdir. Bu gözle baktığınızda 3 sene önce
keyifle dinlenilen bir pop parçası artık unutulduğu için buna ne kadar sanat
denilir ve onu yapan kişiye ne kadar sanatçı denilir bu tartışılır. Sanat
insanın düşünce dünyasına bir şey kazandırmalıdır, hayranlık ve takdir
değeri ortaya koymalıdır. Eğlence ve zaman geçirmek için yapılan hiç bir şey
sanat olamaz bence, bu hokkabazlık ve soytarılıklara sanat bunları icra eden
kişilere sanatçı denilmesi SANAT kelimesinin değerine hakaret ve
saygısızlıktır.
Yukarıda belirttiğim hususları göz önüne alırsak istediğim düşünceyi
istediğim gibi ifade ederim ve bunu sanat adı altında yaparım yaklaşımı
bence bir mugalatadan öteye gidemez, yani cahil insanları kandırabilecek bir
laf kalabalığından başka bir şey olamaz. Eğer zögürlüğün ve serbestliğin
koşulsuzca ifade edilmesi sanat ise PORNO filmler dünyanın en eşsiz sanat
eserleri olurlardı.
Demek ki; ortaya bir sanat çıkarmak hoşgörü ile alakalı değil, insanların
düşünce dünyasında bir farklı bakış açısını zamanın gidişatı içinde değeri
kaybolmayacka şekilde ortaya koyabilmektir. Bu durumda birilerinin kalkıp
Hz. İsa’yı müzikal yapması ne derecede sanattır bence tartışmaya gerek bile
yoktur ki kalkıp bunu İslam peygamberi içinde yapsalar vb. gibi hususları
tartışalım.
Yapmak isteyen varsa buyursun yapsın engel olan yok. İnsanların ona verdiği
değer zamanla yaptığı işin doğruluğunu ve hatasını ortaya çıkartacaktır.
Danimarkalı karikatüristin çizdiği sanat eserleri nerede şimdi, kimler hala
saygı ile o resimlere bakıp bir terakki elde ediyor bilemiyorum? Bu bakış
açısı sadece İslam ile alakalı bir konu olduğu için genel bir yaklaşım ve
anlayış meselesi olduğu için bu akdar uzun yazdım bunu da ayrıca
belirtmeliyim.
Özetle: Televizyonlara çıkıp kıçını akrep sokmuş eşekler gibi sallayan,
çıplaklık ile modernliği eş tutup afrikalı kabileler kadar modern olmayan
sonrada bu yaptıkları zibidileğe sanat adını veren tiplere, topluma ve
insanlığa yaptıkları bu hakaret için tarif edilmez bir öfke duyuyorum.
İnsan bu akdar basit bir varlık olamaz. İnsanın en değerli özelliğini;
düşünme gücünü elinden kimelr almış bunu iyi analiz etmek lazım.
Saygılarımla
deli-prof
——————————————————————
Benzin fiyatlarının ekonomi politiği
ESER KARAKAŞ
08.07.2006 CUMARTESİ – Zaman Yorum
Benzin fiyatlarının ekonomi politiği
Türkiye benzin tüketicileri anlaşılan dünyanın en pahalı benzinini kullanmaya başladılar, basından izlediğim kadarı ile bir yıl içinde yapılan 18. zam gerçekleşmiş ve bir litre benzin 2 ABD Doları’nın üzerine çıkmış bulunuyor.
Satın alma güçleri Türkiyeli benzin tüketicileri ile zor kıyaslanabilecek yani çok daha yüksek ülkelerde bile benzin bize oranla çok daha ucuz ve bu durum son günlerde basının ve özellikle siyasal iktidara muhalif basının en çok sevdiği konu haline gelmiş bulunuyor.
Benzin fiyatlarının 2 dolar barajını aşması karşısında toplumun çeşitli kesimlerinden tepkiler gelmeye başladı ve söz konusu tepkilerin bir bölümünün sempatik olduğunu da kabullenmek gerekiyor. Bir radyo kanalının örgütlediği ve sabah saatlerinde uygulanan bir protesto biçimi var ki doğrusu başka konulara da keşke toplum böyle tepki verse diye insan düşünmüyor değil.
Radyo sunucusunun sabah saatlerinde trafikte araba kullanan dinleyicilerine eşanlı korna çaldırması doğrusu sempatik bir tepki biçimi; o anda o radyoyu dinlemeyen diğer sürücülerin ne düşündüğünü düşünüyor ve gülümsüyorum. Bu şirin tepki biçimine iddiaya göre bazı yerlerde polisler ve belediye araçları dahi katılmışlar ki bu işi daha da şirin yapıyor.
İşin aslını görmek lazım…
Ancak; Türkiye’de uygulanagelen çok yüksek benzin fiyatlarının bir zorunluluktan ve üstelik siyasal bir zorunluluktan geldiğini de görmemiz ve tepki ve yorumlarımızı da bu doğrultuda yapmamız gerektiğine inanıyorum.
Mevcut 2 ABD Doları düzeyine yaklaşan benzin pompa fiyatlarının çok büyük bir bölümünün vergiden oluştuğunu ve yüksek benzin fiyatı uygulamasının bir tür dolaylı vergilendirme olduğunu herkes biliyor.
İktisatçı tabiri ile benzin talep esnekliği çok düşük yani adeta fiyatı ne olur ise tüketilecek bir mal olduğu için benzin fiyatı üzerinden salınan bir dolaylı verginin de verimi çok yüksek oluyor ve maliye haklı olarak bu tür vergileri çok seviyor. Benzin tüketicilerinin yapabilecekleri yegane şey mazota dönmek ki burada kaçış pek yok; benzin fiyatları nedeni ile Türk sürücünün araba kullanmaktan vazgeçmesini ya da daha az araba kullanmasını beklemek de pek gerçekçi değil.
Sokaklarda dolaşan savaş tipi jipleri, sayısız son model Mercedes ya da BMW’yi gördükçe benzin fiyatlarının araba kullanmaktan caydırma etkisinin çok yüksek olmayacağını görmek için iktisatçı olmaya gerek yok.
Maliyenin bir tür dolaylı vergi olarak benzin fiyatlarını kullanmasının temel nedeni diğer daha normal gibi gözüken vergi türlerinin ülkemizdeki veriminin çok düşük olması.
Türkiye’de dolaysız vergileri yani mesela Gelir Vergisi’ni düşük, mesela yüzde yirmi gibi tek bir oranda ama tabana yaygın olarak uygulayabilsek, yani son senelerin moda deyimi ile vergiyi makul ve caydırıcı olmayan bir oran ile tabana yayabilsek, dolaylı vergiler alanında alıcı ile satıcının Hazine aleyhine ittifak gerçekleştirerek vergi kaçağı oluşmasına engel olabilsek bu kadar yüksek fiyatla benzin tüketmek zorunda kalmayacağımız açık.
Benzin vergisi doğru bir vergi olabilir
Benzin nedeni ile gazetelerin manşetine fırlayan bu konunun aslında tüm enerji fiyatları için geçerli olduğunu enerji kullanan herkes iyi biliyor. Ama burada da yine aynen benzin fiyatlarında olduğu gibi vergi sisteminin normal kanallarının işlememesi yüksek enerji fiyatlamasının temel ve kaçınılmaz nedeni. Üstelik daha yaygın enerji alanında kayıt dışı ekonominin çok büyük oranda hala mevcudiyetini sürdürmesi kayıt dışının vergilendirilmesinin yegane yolu yüksek enerji fiyatı ama bu tür bir verginin rekabet bozucu sonuçları da ortada.
Enerjiyi de kaçak olarak kullanan kesim için zaten söyleyecek pek lafımız da yok.
Hakaniyet meselesi de karışık… Meselenin hakkaniyet yanı da biraz karışık zira benim çok merak ettiğim bir konu sabahları köprü yollarında benzin fiyatlarını protesto eden sürücülerin maliye ile olan ilişkisi. Altlarında çok pahalı arabalar bulunan ve hatta görgüsüzlüklerinden savaş arabalarını kent içinde süren bir kesimin dolaysız vergi mükellefiyeti biçimini doğrusu bilmek ister idim; vergi kaçıran, fiş ve fatura kesme konusunda isteksiz davranan birilerinin maliyenin zorunlu olarak gittiği bu vergileme yöntemini protesto etmesi de ilginç.
Doğal olarak burada kazığı maliye ile olan ilişkilerini düzgün götüren ve üstüne de yüksek benzin vergisi ödeyen kesim yiyor ama bu kesimin çok azınlıkta olduğunu maliye demografisi ile ilişkili olanlar çok iyi biliyor.
Meselenin özünün de siyasi olduğuna kanımca kuşku yok, açmaya çalışacağım. İşin zorluğunu ve sevimsizliğini maliye de biliyor ama maliye dediğimiz de özünde başında siyasi otorite olan bir örgüt ve benzin vergilemesinin ülkemizde zorunlu olmasının altında verginin siyasi nedenlerden tabana yayılamamasının yattığını da hepimiz biliyoruz.
Siyasi otorite 1925’ten beri tarım kesimini vergileyemiyor, küçük esnafı kayıt altına alamıyor, aldığının üzerine de gerçek usulde vergi salamıyor ise benzin vergilemesinin nihai analizde kaçınılmaz olduğunu bilmek lazım.
Taksici esnafını dahi teknik olarak çok kolay iken gerçek usulde vergilendiremeyen bir siyasi otoritenin verimi çok yüksek benzin vergilemesine yönelmesini de anlamak lazım. İşin daha da ilginç yanı benzin vergisinin doğru yani verimli ve hakkaniyetli olabilme ihtimalinin çok yüksek olması. Ülkemizde araba kullanımının yaygınlığına rağmen oranlar hâlâ AB ülkelerinin çok altında yani hâlâ özel araba bir zenginlik simgesi.
Benzin tüketiminin de arabanın büyüklüğüne göre arttığını bildiğimiz için benzin vergisinin artan oranlı bir yanı da mevcut, yani daha lüks ve büyük araba kullanan daha çok benzin vergisi ödüyor, bu anlamda benzin vergisi adaletli bir vergi olarak da görülebilir.
Benzin vergisini eleştiren sorumlu kesimin verginin tabana nasıl yayılabileceğini de siyaseten ve belki de biraz teknik açıdan açıklaması gerekiyor.
Gerisi boş laf.
08.07.2006
