Sevimli bir andıç denemesi

Eylül 21, 2006 at 9:51 am (Siyaset)

ETYEN MAHÇUPYAN

21.09.2006  PERŞEMBE


Andıçın ne olduğunu artık hepimiz biliyoruz… Bir devlet kurumunun tamamen uydurma bir ‘bilgi’den hareketle ve medyayı manipülatif bir biçimde kullanarak toplumu etkilemeye, hedef aldığı insan ve grupları ise suçlu konumuna itmeye çalışması…

Daha ziyade askerlerin iltifat ettiği yöntemlerden biri gibi gözüken andıç, esas olarak ‘proaktif’ niteliğiyle bilinir. Geçmişte de asıl tartışılan, söz konusu kurumun sahte bilgi üreterek bilinçli olarak kötüye kullanması olmuştu. Ancak andıçın bir de ‘reaktif’ türü var ki onunla çok daha sık rastlaşıyoruz… Bu tür andıçlar yeni bir durum yaratmak için değil, ortaya çıkmış istenmeyen bir durumu telafi etmek için kullanılırlar. Dolayısıyla yöntem de tersine işler: Yani bürokratik mekanizma içinde üretilen sahte bir bilginin medyaya servis edilmesini değil, medya içinde üretilmiş gözüken bir bilginin bürokratik alkış altında topluma sunulmasını içerir. Tabii bunun için uygun medya organlarına ihtiyaç vardır; ama daha da kritik olarak, medya içinde bu tür işleri üstlenecek ‘deneyimli’ gazeteciler gerekir. Dolayısıyla gündemin ‘kritik’ hale geldiği, ülkenin demokratikleşmesinden yana olan insanların artıp güçlendiği her dönemde oportünist medya organlarına uygun insanların iliştirilmesi söz konusu olur.

Sonra zamanı geldiğinde bu insanlara içerden bir ‘kaygı’ iletilir. Örneğin toplum PKK ile süregiden savaşın pek de anlamlı olmadığını düşünmeye başlamış olabilir. Bunca yıldır çözülemeyen bir sorunun varlığı, biraz da o sorunun çözülmek istenmeyişiyle bağdaştırılıyordur belki de. Toplum meselenin salt askerî tedbirler çerçevesi içinde ele alınmasının, sorunu kangren ettiğini nihayet fark etmiş de olabilir ve bu durumda kendi çocuklarının ölmesini kabullenmekte zorlanabilir. Çünkü her sağlıklı toplum gibi Türkiye halkı da fedakârlığı gerekli ve anlamlı olduğu ölçüde ve de akıllı bir yönlendirme altındayken yapmak ister. Dünyanın en ulvi amacı için bile olsa, sevdiğiniz insanların bir biçimde ölmelerini kabullenmek zordur. İşte böyle durumlarda ‘deneyimli’ bir gazeteci bulur, tüm bu gelişmeleri gayri meşru hale getirecek bir ‘bilgi’ ürettirebilirsiniz. Tabii ki en uygun çözüm gelişmekte olan bu yeni şuurun ‘gerçekte’ düşmanların planı olduğunu öne sürmek olacaktır. Böylece vatan haini pozisyonuna düşmek istemeyen ‘şuurlu’ vatandaşlarımız sözlerini yutacak, düşüncelerini kendi rızalarıyla sansür edecek ve devletimizin kanaatlerine biat edecektir.

Ancak işin püf noktası ‘kaygı’nın devletten geldiğinin belli olmamasıdır. Bu nedenle ‘deneyimli’ gazeteci örneğin rüyasında gördüğü pir’inin işaretini takip ederek veya Başbakan’ın ses tonundan etkilenerek ‘gizli’ bilgiye, vatanın karşı karşıya olduğu ‘sinsi plana’ ulaşabilir. Başbakan’ın ses tonundan hareketle örneğin PKK’nın planı anlaşılır mı diye sormazsınız umarım… Çünkü gazetecinin ‘deneyimli’sinin işi zaten budur. Derken aynı gazeteci bir yazı yazıp aldığı binlerce destek mesajı için teşekkür eder… Ve nihayet devletimizin önemli simalarından biri de kendi teşekkürlerini gazeteciye sunar. Meğerse devlet de aynı bilgiye ulaşmıştır; ama herhalde biz üzülmeyelim diye açık etmemiştir. Bu vesile ile ‘deneyimli’ gazetecinin mahareti de teslim edilmiş olur. Sen adamın ses tonundan çık, en gizli ve sinsi planlara ulaş. Böyle gazetecilerimiz oldukça bu devletin sırtı yere gelmez valla…

Böyle sevimli reaktif andıç örnekleri basın tarihimizin medar-ı iftiharıdır. Medyamız böylece kendi vatanseverliğini kanıtlamakla kalmaz, bürokrasi ile arasında hoş koalisyonlar da oluşturur ve bunu çeşitli alanlarda kullanır. Bu arada savaşa ne oldu diye sorarsanız, o tabii ki devam eder… Belki de barışın kendisi sinsi bir plandır da biz farkında değilizdir…

21.09.2006

e-posta adresi:e.mahcupyan@zaman.com.tr

Kalıcı Bağlantı Yorum yapın

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.